Önceki Sonraki

Doğadaki ayak izimiz

04 Haziran 2015 / SÜRDÜREBİLİRLİK

Kalkınma ve çevrenin birbirine zıt konular olduğu söylense de bu pek de doğru değil. İnsan doğanın bir parçası, doğadaki zincirin bozulması eninde sonunda insanları veya sonraki nesilleri etkileyecek.

İnsanoğlunun yaptığı kullanımların sonucunda doğaya yaptığı etkiye ”ayak izi”, doğanın kendisini yenileyebilme kapasitesine de ”biyokapasite” deniliyor. ”İnsanoğlu öyle bir ayak izi bırakmaya başladı ki yeryüzünün biyokapasitesini aşıyor. Arz, talebi karşılamıyor. Ekolojik ayak izi ve biyokapasite arasındaki fark her yıl daha da açılıyor. Dünyada aldığımız kredinin ancak minimum ödeme tutarını ödeyebiliyoruz. Biz doğanın sermayesinden yiyoruz. Sürdürülemez bir noktaya gidiyoruz”

Günümüzde bir yıl içerisinde tüketilen kaynakların doğa tarafından yenilenmesi 18 ayı buluyor, bunu sürdürülebilir hale getirmek zorundayız.

En büyük ayak izini bırakanlar başta ABD, sonra Çin ve Hindistan’dır. Dünyadaki herkes bir ABD’li gibi yaşasa 5 tane yerküreye ihtiyaç var. Dünyadaki herkes bir Türk vatandaşı gibi yaşasa 2 tane yerküreye ihtiyaç var. Yeryüzünde herkes Türkiye’deki insanlar gibi yaşasaydı, dünya bize yetmeyecek, bir gezegene daha ihtiyacımız olacaktı. Türkiye, dünyada 19. sırada ve ortalamanın üzerinde bulunuyor. Türkiye’de tüketimin ekolojik ayak izi, 209,6 milyon küresel hektar. Kalkınmayı sürdürülebilir kılmalıyız. Göstergelerin yanında mutlaka doğal dengelerin de dikkate alınması gerekir. Sürdürülebilirliğin üstüne mutlaka basmamız lazım.”

Yorum Bırakın

Go Up