Önceki Sonraki

Duyarlı İşadamlarına Çağrı

24 Şubat 2016 / SÜRDÜREBİLİRLİK

Ocak  2008

Capital dergimizin geçen sayısında Kentlerdeki su kayıplarına dikkat çeken bir yazı ile ilgilileri uyarmaya çalışmıştım. Kentlerde… büyükşehir belediyeleri olan büyük kentlerde arıtılmış kıymetli temiz suyun ortalama %44 ünü dağıtımda fire olarak kaybettiğimizi … ve bunun mutlaka uzun soluklu ve sistemli etkin çalışmalar ile % 20 lere indirilmesi gerekliliğini belirtmiştim. Belediye Başkanlarına bu çalışmalara hemen başlamaları için çağrıda bulunmuştum. Düşünün kıymetli suyun yarısını kötü ve bakımsız dağıtım nedeni ile kaybediyoruz… Burada önderlik eden, etkin liderlik yapan başkanları vatandaşın oyları ile ödüllendirmesi gerektiğini de belirtmiştim…

Bakınız WWF International bulgularına göre dünyadaki toplam tatlı su kaynaklarının yarısına sadece 6 ülke sahip; Brezilya, Rusya, Kanada, Endonezya, Çin ve Kolombiya…Bu ülkeler gerçekten su zengini. Diğer ülkeler ise su zengini değil…

Türkiye ise kesinlikle su zengini bir ülke değil. Kişi başına 1.400 metreküp su düştüğünü dikkate alarak bu konudaçok duyarlı ve dikkatli olması gereken bir ülke… Önümüzde yakın gelecekte bu tutarın kişi başına 1.000 metreküp suya düşmesi de çok olası…Zaten bu sayının altına düşmesi halinde su fakiri ülkeler arasına aday olabilir.

Türkiye’ nin kullanılabilir su potansiyeli toplam 110 milyar metreküp olarak hesaplanıyor. Bu toplamın %72 si tarimda, &%18 i kentlerde kullanılırken sanayi de %10 kullanılıyor.Burada hizmet sektörünün kullandığı suyun bir kısmı kentsel kullanım olarak geçtiği için iş hayatının kullandığı suyun % 12 çok üstünde olduğu tahmin ediliyor.

Tarımda ve kentlerdeki verimsiz, savurgan kullanımı daha önce ele aldığım için bu defa iş hayatının kullanımını ve kalitesini burada ele alacağım.

Önce bilinmesi gereken bir husus şudur ; 1 litre kirli atık su olduğu gibi doğaya salıverilmesi halinde doğada 8 litre temiz suyu kirletmektedir. Yani çeşitli kimyasallar, sentetik maddeler, atıklar barındıran atık kirli sular arıtılmadığı takdirde zaten pek bol olmayan su kapasitemizin önemli bir kısmını sekiz kat olarak kirletiyor ve bizi bu kaynaktan yoksun bırakıyor.

Türkiye’de suyun önemli bir bölümünü de iş hayatı kullanıyor.Sanayi ve hizmet sektörlerinde üretimlerini aksamadan yapabilmeleri, kalitelerini sürekli geliştirmeleri için temiz suya ihtiyaçları var… Haklı olarak bu kullanımı yaparak üretimlerini sürdürüyorlar.Ancak üretimde aradıkları kaliteyi aynı zamanda su kullanımında kendilerinin göstermesi gerekmekte…

Çoğunlukla sanayimiz sularını arıtmadan salıveriyor. Devlet İstatistik Enstitüsünün 2004 te yaptığı organize sanayi bölgesi anketine göre , bu kapsamda değerlendirilen 58 organize sanayi bölgesinin sadece 9 tanesinin atık su arıtarak “ deşarj” izni olduğu belirlenmiştir. Gerisi kirli sanayi atık suyunu olduğu gibi doğaya vererek temiz su kaynaklarımızı da kirletmektedir… Bu sayımın yapıldığı dört yıl önceye kıyasla şimdi durumun daha da vahim olduğu görüşündeyim.

Halkın verdiği vergiler ile desteklenerek ülke kalkınmasına katkı yapması beklenen “Organize (!) Sanayi Bölgelerinin “ arıtması tam olmadığına göre, bu bölgelerde olmayan sanayilerin kirli atık sularının nasıl gittiğini siz düşünün. Bu konuda önlem almak sanayiciye ve tabii olarak kamu yönetiminden sorumlu yöneticilere düşüyor. Bu eksikliğin en kısa zamanda giderilmesi artık bir zorunluluk. Önlem almayan yöneticilerin önümüzdeki zorlu dönemlerde sorumluluklarını hatırlatacak sorunlar olacağından korkarım.Çünkü kişi başına su azalıyor… ihtiyaç artıyor…

Ancak ender de olsa arıtmasını tam yapan örnek sanayi kuruluşları var. Bu kuruluşlardan dünyaca ünlü bir üreticinin CEO sunun fabrika ziyaretinde ilk iş olarak arıtılmış atık su havuzundaki küçük kırmızı balığın yaşadığına baktığını biliyorum… Bu bilinçte olan sanayicilerimizde var. Amaç her üreticiyi bu kadar duyarlı yapabilmek.

Burada eksiklik sadece sanayi sektöründe değil, son dönemlerde çok geliştiği için çok öğündüğümüz turizm sektöründe ise WWF Türkiye verilerine göre   sadece % 19 unda atık su arıtma tesisi bulunmaktadır. Bu sektörde son 15 yılda büyük atılım yapıldığı dikkate alınırsa arıtma konusundaki vurdumduymazlık daha da iyi anlaşılabilir. Bu tesislerin en kısa zamanda, hemen arıtma tesislerini kurup işletmeye açmaları zorunludur.

Burada işadamlarına, kuruluşların yöneticilerine çok iş düşüyor. Artık Türkiye bu konularda daha da bilinçleniyor. Toplum ve sivil toplum örgütleri dikkatlerini bu konulara çevirip irdelemeye başlıyorlar. İleride “Çevreci Yeşil firma” olanların, doğaya saygılı olanların ayakta kalacağı günleri göreceğiz, diğerleri bilinçli tüketici ve kamu yöneticileri tarafından bertaraf edilecekler… Yarın değilse öbürgün.

Burada önderlik yapıp arıtılmış atık suları ile doğaya yük olmadan, hatta katkıda bulunarak başarılarını sürdürebilecek olanlar “kaliteli ve sürdürülebilir” kar ve başarıyı yakalıyacaklardır…

Yorum Bırakın

Go Up