Hayatım

 

Akın Öngör Hakkında

 
Herkes onu Garanti Bankası’nın efsanevi Genel Müdürü olarak tanıyor.
 

1999-2000 dönemindeki Genel Müdürlüğü süresinde yönettiği değişim sayesinde bugün hala devam eden “Garanti Kültürü”nü yarattı.

Yönettiği bu başarılı değişim yönetimi halen Harward ve London Business School’da anlatılıyor.

 

Akın Öngör artık “emekli”… Ama pek çok çalışandan daha aktif bir hayata devam ediyor.

 

Şarap üretiyor.

 

Kitap yazıyor.

 

Başkanlığı’nı yapmış olduğu WWF’e katkılarına devam ediyor.

 

Eşi adına yaptırmış olduğu bir kız meslek lisesi var.

 

CEO Club başkanlığı yürütüyor.

 

Pek çok şirkete ve üniversitelere konuşmalar yapıyor deneyimlerini aktarıyor.

 

Torunları ile vakit geçiriyor.

 

Bol bol seyahat ediyor.

 

1945 yılında doğdu

 

Akın Öngör 1945 yılında Cumhuriyet’in ilk kuşak temsilcilerinden, sağlam değerlerle hayata atılmış ve ülkesine kırk yıla yakın hizmet etmiş bir anne babanın üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi.

 

İlkokulu Ankara’da Mimar Kemal de okudum, abilerim de oradan mezun olmuş sonra Ankara Koleji sınavlarını kazanıp orta okula ve liseye oraya girmişlerdi… ben ilkokulu bitirince Anne ve babamın mali durumu, aile bütçesi elvermediği için beni bir devlet okuluna vermeyi düşünüyorlardı… Burada hayatımın akışını değiştiren bir dokunuş büyük abim, Birol Öngör’den geldi… Anne ve babama “bunun mümkün olmadığını, kardeşler arasında böyle bir ayırım olmaması gerektiğini… İngilize olan ve sosyal olarak çok farklı onumda olan Ankara Kolejinde okumam gerektiğini” o kadar sert ve israrla söylemiş ki… Annem zorunlu olarak görevli olduğu Ankara Kız Lisesi yanında Ankara Kolejinde de kat muavinliği görevi alarak bizim okul ödemelerini yarıya indirterek bütçenin içine sokmuştu… işte bu sayede ben de sınavlara girerek kazandım ve Ankara Kolejinde okudum , ve bunun benim sonraki yaşamıma büyük katkısı oldu…

 

1960 Basketbol takımına seçildi

 

Hem okul takımında hem de Ankara Kolejliler klübü genç takımında yer aldı

 

Özfarkındalık… her zaman altını çizdiği ve liderliğin önemli bir etkeni olduğunu vurguladığı özfarkındalık sayesinde 15 yaşında ilginç bir değişim yaşadı. Kendi deyimiyle liderlik konusunda ilk virajı aldı

 

15 yaşındayken yani 1960 ta ilginç bir değişim yaşadım… Bize ailede verilen terbiye gereği “ saygılı olacaksın, küçüklerine sevgi dolu olacaksın, söyleneni yapacaksın, kuralların dışına çıkmayacaksın, “ … öyleki iyi bir basketbolcu idim , spor kolu başkanıydım… popülerdim okulda ama kendimi “süklüm püklüm” buluyordum… bir kız arkadaşım yoktu, bütün arkadaşlarımın olmasına karşın… ben basketbol ve genel yaklaşımımda pasif, söyleneni yapan , kendi risk almayan, çok temkinli bir çocuktum… bu davranışta bence sonuçlar istediğim gibi değildi.

 

O yaz , teyzeme Çeşme’de evlerine yaz geçirmeye gitmiştim… sabahları Ilıca Plajında çıkıp koşu yapar ve özeleştiri yaparak, nasıl düzeleceğimi düşünürdüm… O yaz bu çabaların sonucunda “daha aktif olmaya, gerektiğinde risk almaya, hata yapsam bile” daha girişken olmaya “ karar verdim… o utangaç, pasif ve “süklüm püklüm Akın halimden sıyrılmak için çok çaba göstermeye karar verdim.

 

Birkaç aylık yaz tatili dönüşü bendeki farkı hemen basketbol koçum farketti… ve bana genç takımın “oyun kurucu” ( playmaker) görevini verdi. Okul açılmasından hemen bir hafta sonra okulun kız voleybol takımında yıldız sporcu bir kız arkadaşım oldu… yani işler doğru yola girmeye başladı bence… bu değişim benim sonraki hayatımda büyük gelişmelere ve özdenetim ile özfarkındalık geliştirmeme katkısı oldu diye düşünüyorum… Bence liderlik konusunda ilk virajı almıştım…

16.5 yaşımda da Yalçın Granit beni A Milli Takım kadrosuna çağırdı… ilk defa milli takıma bu değişimden sonra çağrıldım.

 

ODTÜ dönemi – 1963-1967

 

Sonraki yaşamını değiştiren yol ayrımı…

 

Ankara Kolejinden 1963 te mezun oldum… o zaman üniversite sınavları ayrı ayrı yapılırdı. Önce ODTÜ sınavına girerek abimlerden gördüğüm kadarı ile ilk sıraya” mühendislik” yazdım, ikinci seçenek olarak ta “işletme “ yazdım… sonra İTÜ basketbol takımının davetlisi olarak İstanbul’a gitttim. Orada İTÜ sınavlarına hazırlanmak ve basketbol oynamak üzere… Aradan birkaç ay geçmişti ki beni ortanca abim Gürol Öngör Ankara ‘dan telefon ile aradı. O zaman cep telefonu filan yok, genel telefondan bana ODTÜ işletmeciliği kazandığımı… bu mesleği seçmemi öğütldiğini… çünkü gelişen Türkiye’nin kurumlarını idare edecek etkili yöneticilere ileride çok gereksinim duyacağını anlattı… o bunları söylerken benim gerçekten bu konuda bir fikrim yoktu. Ancak anlattıkları bana çok mantıklı geldi… ve İTÜ sınavlarına girmekten vazgeçip ODTÜ İdari İlimler Fakültesine kayıt oldum… Sonraki yaşamımı değiştiren bir yol ayrımı da burada oldu… Gürol’un katkısı ile böyle mesleki bir seçim yaptım…

 

Büyük Konuşup Büyük Laf etmemek gerek

 

ODTÜ de okurken iki konuda kendimce kesin karar aldım : Zamanına göre en iyi tahsili yapmış anne ve babamın devlet memuru olmaları nedeni ile mali olarak yaşadıkları sıkıntı nedeniyle hiçbir zaman devlette çalışmamaya karar verdim. İkinci konu da bankacılık ile ilgili idi… o zamanlar bankalar sadece mevduat yarışında olurlar, faizler, kurlar filan hepsi develet tarafından, Merkez Bankası aracılığı ile kararlaştırılırdı. Para idare etmenın bir üstünlük olarak gören bankacıların tepeden bakışlarına çık kızardım… bu nedenle ileride bankalarda çalışmamaya karar vermiştim… Bu iki konudan birincisini ileri yaşamımda yerine getirdim ama bankacılık konusu beni 1981 başında yakaladı ve yükselmemi bankacılıkta yaptım… o kararımı tutamadım… Büyük konuşup büyük laf etmemek gereğini bu durum bir kere daha hatırlattı…

 

İşin size gelmesini beklemeyin , mücadele edin ve kendi fırsatlarınızı yaratın, hayat bana bunu öğretti.

 

ODTÜ den 1967 de mezun olup askere gittim… iki yıl boyunca askerliğimi yaptım çünkü iş hayatında herkes önce bu yükümlülüğünü yerine getirmiş olanları tercih ediyorlardı… 1967 de askerliğim bitince özel sektörde iş aramaya başladım, ama o zaman bir elin parmakları kadar özel sektör kuruluşu vardı… Arçelik, Arı Bisküvi, Puro Fay filan gibi isimler… Koç ve Sabancı Holding teki işlerde kapılmıştı…

 

Bu durumda Devlet Planlama Teşkilatına başvurup, Türkiye’ye yatırım yapacak yabancı kuruluşları öğreneyim istedim…” gizlidir” dediler ve vermediler. Hala neden gizli olabilir bilmiyorum… o zman gazetelerde ekonomi sayfaları bile yoktu, Türkiye’de TV yayını yoktu… hesap makineleri yeni devreye girmeye başlamıştı . Ben de Ankara’daki İngiliz Sefaretine ve İsveç sefaretine giderek onlardan ülkemize yapılacak yabancı yatırımları öğrenme çabasına girdim . Nitekim Üç tane İngiliz şirketi ismi alara yazılı başvurdum…” beni alın eğitin sonra Türkiye’de kuracağınız fabrikada yönetici adayı olarak çalışayım” diye öneri götürdüm… “ Olabilir ama buraya ( Londra ya) yolunuz düşerse bir görüşürüz” dediler… yol parasını ödememek için… Askerde biriktirdiğim 95 Sterlin ile ttrenle üç gün üç gece Londra’ya gittim. Başvuduğum firmaların kapısını çaldım ve ilk görüşmemde “Pekins Enginesé dizel motor üreticisi beni beğendi ve işe aldı… İş hayatıma böyle zorlu … tırnaklarımla kendime yer açarak zorla girdim… serüven böyle başladı…

 

1974’te evlendi

 

1979- 1982 çocukları dünyaya geldi

 

1974 te eşim Gülin Öngör ile arkadaşlık etmeye, çıkmaya başladık…1975 te evlendik… beş yıl birbirimiz tanıma dönemimiz tamamlanınca 1979 da kızımız Pelin ve 1982 de oğlumuz Yavuz dünyaya geldi… Çocuk sahibi olmanın yaşamda yepyeni bir boyut olduğunu o zaman yaşadım ve öğrendim… İkinci çocuk ile, yani Yavuz da doğunca yaşamım yine bambaşka bir boyut kazandı … Her ikisi de kısmetleri ile geldiler…

 

GARANTİ BANKASI – 1987- 2003

 

1987 – Garanti Bankası’nda Kurumsal Bankacılık Pazarlamadan sorumlu genel müdür yardımcısı

 

1991- Genel Müdür oldu

 

“Akın Bey size genel müdür yapmaya karar verdim“

 

Biz en büyük değil en iyi banka olcağız” vizyonu ile değişim başladı..

 

Tüm ekip arkadaşları ile yaptığı özverili çalışma sonucunda bugün hala üniversitelerde anlatılan ve günümüzde de bu başarıyı devam ettiren “Garanti Kültürü” yaratıldı.

 

Hedeflere ulaşıldı.

 

Garanti önce Türkiye’nin en iyi bankası, Avrupa’nın en saygın kuruluşu gibi ödülleri hakkıyla aldı.

 

2000 yılında kendini emekli etti.

 

2003 yılına kadar 2003 e kadar Garanti’nin yönetim kurulunda murahhas üye olarak göreve devam etti.

 

Bazılarına gore çok erkendi. Ama Akın Öngör bunu güce esir olmamak olarak tanımladı ve kaliteli bir yaşama adım attı.

 

Emeklilik

 

Dalgıç oldu

 

2000 Yılında genel müdürlüğü devrettikten sonra ilk işim hemen Bodrum’da dalış okulu hocası Erman Hoca ile derslere başlayıp tüplü dalış için sertifika aldım. Sonra gece dalışları da yaparak “advanced diver” oldum. Önceleri Bodrum ‘da ve Ege kıyılarımızda dalışlar yaparak bu konuda deneyim kazandım… denizin altındeki yaşam çok ilginç ve cazipti… ondan sonra Akdeniz’de Fransa ve İtalya sahillerinde, Sardunya adası kuzeyinde, Filipinler’de, Atlantik Okyanusunda, Kanarya adalarında, Karayiplerde St Baths adası çevresinde, Los Roches adasında, Bonair adasında, Pasifik Okyanusunda Coco adasında, Galapagoz adalarında Markiz Adalarında, Tuamotu Atollerinde, sonra da Tahiti çevresindeki Bora Bora, Morea gibi Sosyete adalarında 270 in üstünde dalış yaptım… şimdi yaşım 70 olunca , son birkaç yıldır dalış yapmayı durdurdum… Bu dalışlar benim hayata bakışımı etkiledi ve beni çok mutlu etti…

 

Yelkenci olarak Atlantik ve Pasifik’ geçti

 

Pamukbank’ta çalışırken hafta sonları Gülin ile “bareboat “ kiralıyarak, Ege sahillerimizde yelken yaparak başladık… sonra İngiltere’de Southampton da kursa girerek “Coastal Skipper “ lisansı aldım. Emekli olunca da hemen bir yelkenli tekne yaptırmaya başladım. Fransa’da “ CNB – Chantier Naval Bordeau” da German Freres tasarımı ve mimarlığında 104 ft (32 m) komposit ve “canting keel” şahane bir tekne yaptırdım. 2003 yılında bu tekne Fort Lauderdale deki yarışmada “World Best Super Sailing Yacht” ödülü aldı… Bu tekne henüz tamamlama aşamasında iken 77 ft bir CNB yelkenli tekne ile Atlantik Okyanusunu 21 günde geçtik. Tek direkli yelkenli bu teknede 5 kişi olarak 4 günde Kanarya adalarına , oradan 17 günde Antigua’ya yelken yaptık… Müthiş bir deneyimdi…

 

2006 Yılında da Karayiplerden St Barths adasından yelkenli ile çıkarak önce güneye Venezuela adalarına, Los Roches, Los Avez… sonra Curacao, Hollanda Antilleri Bonairadası sonra Panama Kanalını geçerek Pasifik Okyanusuna yelken açarak çekiç başlı köpek balıkları merkezi olan Coco adalarına, oradan Galapagoz adalarına yelek ile seyir yaptık… Galapagos takım adalarından Markiz takım adalarına … oradan Tuamotu Atol lerine ve sonra Sosyete Adalarına yanı Bora Bora, Raithea, Morea ve Tahiti adalarına tam 80 gün yelken seyiri yaptık, büyük okyanusu geçtik. Bu yelken seyrinde misafirim olark ressam merhum Birol Kutadgu bana eşlik etti ve resimler yaptı… 140 ft ( 40 m) olan “Vaimiti” teknesi ile 6 kişi ile beraber yaptığım bu deniz seyiri büyüleyici idi… en güzel anılar olarak hafızamda yer aldı… doğa’nın müthiş güzelliği hepimizi mest etti…

 

Hobisi işe dönüştü ve Selendi Şarapları kuruldu

 

Emekli olmaya beş yıl önceden karar vermiştim… yani 1995 te… onun için psikolojik olarak kendimi hazırlama dönemim olmuştu… Son iki yıl kala , 1998 de Manisa Akhisar’da 25 dönümlük bir tarlayı satın alarak tarım için hazırlanmaya başladım. 2000 yılında emekli olmam ile beraber İsrail’li uzmanlar ve Fransız şarap uzmanı ile çalışarak “SELENDİ” üzüm bağlarını karduk… kaliteli şarap üretmek üzere… Bağ kurmak demek, sıfırdan başlamak ve çocuk büyütür gibi omcaları büyütüp olgunlaştırmak demek… Sonra 2003 te o çevrede en üst kalitede şarap üretmek için iklimi ve toprağı en uygun olan yer arayıp Akhisar’a bağlı “Sarnıç “ köyünde tütün tarlalarını alarak Fransa’dan ithal edilmiş kaliteli fideler ile Sarnıç Bağlarımızı kurduk. Denizden 800-850 m yükseklikte bu bağlarda “ORGANİK BAĞCILIK” yaparak kaliteli Selendi Sarnıç Şaraplarımızı üretmeye başladık… Bu şarapçılık dönemi oldukça zorlu oldu… hobi olarak başlıyan bu girişim küçük bir ticari ve sanayi işletmesine dönüştü. İlk olarak 2004 te SELENDİ şarabımızı fıçılarak, dinlendirerek tadmaya ve içmeye başladık… bu satırları kaleme aldığım sıralarda yaklaşık 25.000-30.000 şişe üretim yapıyor ve satıyoruz… önümüzdeki yıllarda bu sayılar 65.000 şişeye kadar çıkacak. Biz başka üreticiden üzüm almıyoruz… ve üzümümüzü satmıyoruz… Tamamen “CHATEAU” stili şarap yapıyoruz… yani kendi yetiştirdiğimiz üzümden kendi şaraphanemizde üretiyoruz, şişeliyoruz.

 

2004…İlk kez kendi şarabını içti…

 

Yazarlık Deneyimi

 

2007 Şubat Ia orana ( kitap görselleri ben de var zaten )

 

Sevgili Dostu Birol Kutadgu ile birlikte Pasifik’i geçtiler. Bu seyahatte Akın Öngör günlük tutarken Birol Kutadgu gördüklerini kendi tarzında resimledi…

 

“Ressam Birol Kutadgu ile seksen gün denizlerde yelken yaparken yalnız değildik; böyle bir iddiamız da yoktu. 40 metre boyunda şahane bir yelkenli yat olan “Vaimiti”nin altı kişilik ekibi ile beraber okyanusları geçtik.

 

Gördüklerimizi, yaşadıklarımızı ve algıladıklarımızı aktarmak istedik. Yıllar önce Ankara’da bir üniversite öğrencisiyken okuduğum Sadun Boro’nun kitapları beni nasıl özendirdi ise “ia orana”da gençleri öyle yüreklendirir… Okyanuslara yönlendirir umuduyla…”

 

Mart 2010 Benden Sonra Devam Kitabı

 

Akın Öngör 1991-2000 yılları arasında yürüttüğü Genel Müdürlük görevi süresince ekibiyle birlikte bugün efsane olarak anlatılan çok önemli başarılara imza attı. Herşeyden önemlisi halen yaşatılan bir “Garanti kültürü” yaratıldı.

 

Bu kitabı Garanti’de yürüttüğüm CEO’luk görevimi bıraktıktan 9-10 yıl sonra yazmamın nedeni, Garanti’de yarattıklarımızın, başarılarımızın sürdürülebilirliğini görmem ve elbirliğiyle yarattığımız bu “sürdürülebilir başarı”dan kesinlikle emin olmamdır. Gençlere, ileride liderlik yapacaklara “sürdürülebilir başarı” kavramını anlatayım yeter. Ülkemizde ve materyalizm üstüne kurulmuş Batı düzenindeki çalışma kültürlerinin pek çoğunda geçerli olan ve bireyselliğin en üste çıktığı ortamlarda sergilenen “Benden Sonra Tufan!” anlayışı yerine büyük emeklerle ve dönüşümlerle oluşturduğumuz Garanti kültüründe “Benden Sonra Devam!” diyebilmemin büyük onurunu ve gururunu taşıyorum. Bu kitap genç yöneticilere geleceğin liderlerine, önderlerine bu anlayışı aktarabildi ise şte o zaman hedefine varmıştır”

 

2009 MANİSA – AKHİSAR – ZEYNEP GÜLiN ÖNGÖR KIZ TEKNiK VE MESLEK LISESİ

 

Eşi adına Akhisar’da kızların okuyabilmesi için kız meslek lisesi yaptırdı.

 

Bir gün ‘Senden bir şey istiyorum. Adım sadece kızların okuduğu bir okulda olsun,’ dedim. Verdiği tepki çok şaşırttı. O dakika hemen birilerini aramaya, önerilerde bulunmaya başladı. Ne olduğunu anlayamadan okul tamamlandı. Bu kadar büyük bir okul beklemiyordum. Akın’ın olanaklarını ilk kez kullanıyorum. Yaşarken adınızın bir okula yazılması tarif edilemez bir mutluluk veriyor. Kızları okulun içinde cıvıl cıvıl koşarken gördüğümde ise göz yaşlarıma hakim olamadım.”

 

Gülin Öngör

 

Diğer Uğraşları

 

• Wwf

• CEO Club Başkanlığı

• Harward ve London Business School’da ders

• Çeşitli Kurum ve Üniversitelerde söyleşiler – Konuşmalar

 

Go Up