Önceki Sonraki

Küre Dağları’nı Korumalıyız

04 Haziran 2015 / SÜRDÜREBİLİRLİK

Kasım 2010

Milli parklar ve benzeri doğa koruma alanları, biyolojik çeşitliliği yerinde korumanın ve doğal ekosistemleri güvence altına almanın en etkili araçlarından biri.

Yoğun kullanıma açık ormanlar, sulak alanlar, varlığını sürdürme şansı bulamayan türler için doğal sığınak işlevi gören koruma alanları, bulundukları yerde doğal evrimin devamına sağlıyor.

İnsanlar ise yabani türlerin genetik potansiyelinden, doğal ekosistemlerin temiz hava, temiz su, toprak koruma gibi çevresel hizmetleri ile rekreasyonel olanaklardan faydalanıyor.

Yasal statü vermek, koruma alanlarımızı etkili koruduğumuz anlamına gelmiyor. Hidroelektrik santralleri (HES), altyapı projeleri, madencilik, yasadışı avcılık gibi çok sayıda tehdidin koruma alanlarına etkili, iklim değişikliğiyle birleşerek daha da artıyor.

HES projelerinde, kantarın topuzunu o kadar kaçırdık ki koruma alanlarımız bile bunların kurbanı olmaktan kurtulamıyor. Bunun en son örneği, dünyaya armağan ettiğimiz Küre Dağları Milli Parkını bir kanser gibi saran HES projeleri.

Halen Birleşmiş Milletler desteğinde, bakanlık ve WWF-Türkiye işbirliğiyle yürütülen projenin amaçlarından biri de gerekli kriterleri yerine getirerek Küre Dağları’nı, vahşi yaşamı ve iyi yönetimiyle PanParks ağına katmak.

Yorum Bırakın

Go Up