Önceki Sonraki

Küresel Isınma ve Giruzu Patlamaları

03 Aralık 2015 / SÜRDÜREBİLİRLİK

Şubat 2010

Kopenhag görüşmelerinin iklim değişikliği konularında bağlayıcı bir anlaşmayla sonuçlanamamasının ardından pek çok değerlendirme yapıldı. Uzmanlara göre mutlaka bir mutabakat gerekiyordu, bu gerçekleşemedi. Eğer “bu konuda olumlu ne gibi sonuçlar elde edildi” diye düşünürsek belki dünya kamuoyunun Kopenhag Konferansları sayesinde iklim değişikliği sorununa odaklanması ve bu konuda bir farkındalık yaratılması öne sürülebilir. Somut bir anlaşma olmamakla beraber iklim değişikliği sorununa odaklanması ve bu konuda bir farkındalık yaratılması öne sürülebilir. Somut bir anlaşma olmamakla beraber iklim değişkliği tehdidi ve liderlerin tutumu hakkında bilgi sahibi olundu. Medyanın hiç olmazsa konferans süresince iklim değişikliği konularını işlemeye mecbur kalması, konuya kayıtsız kalan ilgili ve yetkili kişilerin tutumlarını odak noktasına aldı, belki de uyardı.

Kopenhag’da iklim değişikliği konularından “karbon salımının”üstünde çok duruldu ve ülkelerin karbon salımının sınırlandırılması ana konu olarak ele alındı. Atmosfere salınan karbonun , karbondioksit gazının iklim değişikliği üstünde oynadığı tartışmasız rol, herkes tarafından benimsendi. Ancak bu konuda sadece karbon salımının görüşülmesinin yanında çok önemli bir başka sera gazı dikkatlerden kaçtı. Bu da iklim değişikliği üstünde karbon salımının yüzde 75 oranının etkisi olan “metan gazı”. Bu konu üstünde yeteri kadar farkındalık yaratılamadı ve dikkatler çekilemedi.

İklim değişikliğine sebep olan en önemli sera gazlarından birisi metan gazıdır. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Paneli eski başkanı Robert Watson’a gore 1997’de Kyoto Protokolü’nde 6 sera gazını içine alan “sepet” içinde değerlendirilmesine ragmen metan gazının karbondan farklılığı göz ardı edildi. Metan gazının atmosferdeki ömrünün karbondioksit ile aynı olduğu varsayılarak veya bu gazın farklılığı göz ardı edilerek ele alındı.

Metan gazının atmosferdeki ömrü, karbona gore çok daha kısa, karbon atmosferde yüzlerce yıl kalmasına karşın metan, on yıl civarında bir ömre sahip. Yani metan gazı salınımları etkili bir şekilde azaltılır, durdurulabilirse bunun olumlu etkileri on yıl içinde alınabilecek. İklim değişikliği üstündeki önemli etkisi ortadan kaldırılabilecek. Robert Watson’a gore küresel sıcaklık artışlarına kısa dönemde ve daha düşük maliyetle olumlu katkı yapmış oluruz.

Metan gazı katı atıklardan, çöplüklerden kanalizasyon sistemlerinden, kömür madenlerinden, petrol ve gaz arama çalışmalarından tarımsal ve hayvansal atıklardan kaynaklanıyor. Yeni geliştirilen teknolojilerle çöplerden, katı atıklardan, tarımsal ve hayvansal atıklardan metan gazı alınabiliyor ve enerji yaratmada etkin olarak kullanılabiliyor ve havaya zararlı bir salım yapılmadan olumsuz etki yok edilebildiği gibi temiz enerji kaynağı olarak yararlanılabiliyor.

Ülkemizde çöplerin dağ taş demeden doğaya hoyratça depolanması düşünüldüğünde kömür madenlerinde “grizu” patlamalarıyla hayatların kaybedildiği dikkate alındığında metan gazının toplanması ve işlenmesinin yaşamsal önemi daha iyi anlaşılabilir. Metan gazı sistemli bir şekilde alınabildiğinde grizu patlamaları da olmayacak. Ülkemizde maalesef çok ucuz değerlendirilen hayatlar kurtulacak.

Metan gazının iklim değişikliği üzerinde etkileri yok edilirken temiz enerji üretebilme olanakları vermesi, atmosferdeki ömrünün karbona kıyasla kısa olması nedeniyle küresel ısınmada “kısa sureli kazanımlar” elde edebilmesine olanak sağlıyor.

Uluslararası İklim Değişkliği Paneli eski başkanı Robert Watson, karbon salımları yanında metan gazına odaklanmamızı öneriyor. Burada en önemli görev yine kamu yöneticilerinde. Onlar gerekli düzenleme ve teşviklerle ülkemizde bu konuda önemli adımlar atılmasını sağlayabilir.

Yorum Bırakın

Go Up