Önceki Sonraki

Olmaz deneni oldurduk …Hobim işe dönüştü…

04 Haziran 2015 / ŞARAP

Kasım 2015

1995 senesiydi, 2000 senesinde emekli olma kararı aldım. Bu dönem içersinde ilgi alanlarıma, hobilerime nasıl bir yer verebilirim ona baktım. Arkadaşım Kesibe Karaosmanoğlu’nun Akhisar’daki çiftliğine sık sık gelirdim. Kendisine dedim ki; ”Lütfen bana oralarda bir yer bul. Bir çiftlik, bir bağ kurmak istiyorum. Yardımcı ol.” Hakikaten film bu sözle başladı. 1997 senesiydi galiba, bizim şu anda bağ kurduğumuz araziyi alma fırsatı doğdu. Aldık…

Bu arada burada neler olabilir, neler olamaz onu araştırıyordum. Bir ara organik sebze için araştırma yaptım. Öte yandan da şarap üretiminde kullanılmak üzere bağ kurmak için çalışmalara başladım.

Hobi olarak başladığım iş kaliteli ve iyi bir şarap yapmak için gerekenleri yapma arzum sonunda yurt dışında bile eşine az rastlanır kalitede bir üretim ve şaraphaneye dönüştü. Ancak iyi bir şey yapmak istiyorsanız ve arkasında duruyorsanız azami özen ve emeğin gösterilmesi gerektiğine inanıyorum.

Kaliteli şarap içmek bir yaşam biçimidir, ailece bizim için de çok özel bir zevktir. Ülkemizde de iyi şarap üretebileceğini göstermek amacıyla bu işe giriştik. Bölge halkıyla beraber üzümlerimizi yetiştirdik ve tesislerimizi kurduk. Gerek bağlarımızda gerekse tesislerimizde bir aile ortamında ve gerçekten emek vererek şaraplarımızı ürettik.

Aslında ilk başta getirdiğim Türk uzmanlar buranın çok sıcak bir iklime sahip olduğunu dolayısı ile şaraplık üzüm yetiştirilemeyeceğini söyledi. Ancak daha sonra tanıştığım İsrailli uzman toprak örneklerini aldı sonra atladı Tel Aviv’e gitti. Tel Aviv’den bir ay sonra döndü. Geldiğinde dedi ki, şimdi iki tane bardak çıkarttır. Çıkarttık iki bardak. Senin toprağına benzer bir toprak. Daha sıcak bir iklimde yapılmış bir şarabı deneyeceğiz. Eğer bu şarap sence tamamsa, burda şarap yapabiliriz. Onun üzerine şarabı açtık. Tattık kırmızı şarabı, gayet güzel. Türkiye’deki güzel kırmızı şarapların seviyesinde hatta onlardan daha iyi olan bir şarap. Bu tamamdır dedim. Peki o zaman müjde, bizim bu araziye bağ kurabiliriz, dedi.

İşte bu başlangıçtan İsrailli uzmanlarla buraya bir bağ kurduk. Bağ kurarken sulamasını koyduk, tabii ki derin kuyu pompasını açtık. Sulama sistemlerini yerleştirdik damlama usülüyle. Toprağın eksik olan minerallerini desteklemek üzere de, gıdasını verebilmek üzere, bu damlama sisteminden yararlandık.

Ürettiğimiz üzümleri dönelim, verelim Türkiye’deki üreticilere şarap yapsınlar. Bu yaptıkları şarap bizim şarabımız olsun. Bir iki yere sordum. Biri biz yapamayız dedi, diğeri biz yaparız dedi. Ve bu üzümleri verdik. Fakat sonradan anladık ki, bizim üzümler o kadar az miktarda ki, o tanklar arasında çalıştıramadıkları için buranın ürettiği sınırlı üzümü özel olarak şarap yapıp bana geri veremiyorlar. o zaman biz kendi şaraphanemizi kuralım dedim. Ben bunu söyledikçe eşimin gülümsemesini hiç unutmuyorum. Eyvah gene başladık, girdik bir zincirin içine dedi ve haklı çıktı. Şaraphane kurmaya başladım. Şaraphane kurarken dedik ki, o zaman bunun en kalitelisi, en iyisi nerdedir onu araştırdım. Hakikaten en son teknolojiyle üretilmiş tanklar olsun, hijyenik konveyörler olsun her şeyi kurduk ve buraya şaraphaneyi yerleştirdik.

Kurmuşken de en iyisi olması için çok çaba sarf ettik. Türkiye’de bunları yapmak çok zor çünkü birçok bürokratik engel ve sınırlama var.

Bugün Selendi de organik tarımcılık yapıyoruz. 150 dönüme varan bağlarımızda yılda 35.000 şarap üretiyoruz. Kırmızı, beyaz, roze şaraplarımız dünyada farklı ülkelerde de satılıyor ve birçok yarışmadan ödül alıyor.

Olmaz denilen yerden dünyada önemli başarılara imza atan bir şarap markası yarattık. Kıssadan hisse asla yılmadan özenle çalışırsanız başarı mutlaka geliyor.

 

Yorum Bırakın

Go Up